Rihanna’nın “RIANNA” Marka Davası Türkiye’de Sonuçlandı: Marka Benzerliği Neden Bu Kadar Önemli?
Dünyaca ünlü sanatçı Rihanna’nın şirketi, Türkiye’de “RIANNA” adıyla tescilli bir markaya karşı açtığı davada önemli bir sonuç elde etti. Mahkeme, “RIANNA” ibaresinin Rihanna’nın adıyla karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşıdığı değerlendirmesiyle söz konusu marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verdi.
İlk bakışta yalnızca dünyaca ünlü bir sanatçı ile benzer isimli bir marka arasındaki hukuki mücadele gibi görünen bu olay, aslında marka tescilinde ön araştırmanın, isim benzerliğinin ve üçüncü kişilerin haklarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Rihanna – “RIANNA” Benzerliği Nasıl Gündeme Geldi?
Haberlerde yer alan bilgilere göre Türkiye’de “RIANNA” ibaresiyle tescilli bir marka bulunuyordu. Rihanna’nın şirketi ise bu ibarenin sanatçının adı olan “Rihanna” ile yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı gerekçesiyle hukuki yollara başvurdu.
İki isim arasındaki fark yalnızca bir harf olsa da marka hukukunda değerlendirme yalnızca harflerin birebir aynı olup olmadığı üzerinden yapılmıyor.
Bir markanın diğer markayla benzer olup olmadığı değerlendirilirken;
- Görsel benzerlik,
- İşitsel benzerlik,
- Anlamsal benzerlik,
- Markaların bıraktığı genel izlenim,
- Mal ve hizmetlerin benzerliği,
- Tüketicinin markalar arasında ilişki kurma ihtimali
gibi birçok unsur birlikte değerlendirilebiliyor.
Marka Tescilinde “Bir Harf Farklı” Olmak Yeterli mi?
Hayır.
Marka tescilinde en sık karşılaşılan yanlış düşüncelerden biri, bir markanın başka bir markadan birkaç harf farklı olması halinde sorun yaşanmayacağıdır.
Oysa 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesinde, önceki tarihli bir marka ile aynı veya benzer olan ve mal veya hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunan başvuruların itiraz üzerine reddedilebileceği düzenleniyor.
Dolayısıyla;
“Benim markam tamamen aynı değil, sadece benziyor.”
yaklaşımı tek başına yeterli bir güvence değildir.
Önemli olan, markaların tüketici nezdinde karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali oluşturup oluşturmadığıdır.
Tanınmış Kişilerin İsimleri de Marka Hukukunun Konusu Olabilir
Rihanna örneğini özellikle dikkat çekici hale getiren noktalardan biri de sanatçının kendi isminin ticari değere sahip olmasıdır.
Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/6 maddesine göre, marka başvurusunun başka bir kişiye ait kişi adını, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya başka bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvurunun reddedilmesi mümkündür.
Bu nedenle marka oluştururken yalnızca TÜRKPATENT sicilinde aynı kelimenin bulunup bulunmadığına bakmak yeterli olmayabilir.
Marka Başvurusu Yapmadan Önce Araştırma Neden Önemli?
Bir işletme için marka, yalnızca bir isim değildir.
Marka;
isim + itibar + müşteri güveni + reklam yatırımı + ticari değer
anlamına gelir.
Bu nedenle bir marka için reklam, ambalaj, tabela, sosyal medya ve e-ticaret yatırımlarına başlamadan önce markanın tescil edilebilirliğinin araştırılması büyük önem taşır.
Örneğin yeni bir marka belirlediğinizi düşünelim.
Markanızın:
“Xxxx”
olduğunu varsayalım.
Başvuru yapmadan önce yalnızca “Xxxx” kelimesinin aynısını aramak yeterli değildir. Benzer yazılışlara, benzer telaffuzlara ve aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde bulunan markalara da bakılması gerekir.
Çünkü marka tescilinde aynı markayı bulmak kadar benzer markaları tespit etmek de önemlidir.
Marka Araştırması Neden Profesyonel Yapılmalı?
Marka araştırması yalnızca bir kelimeyi TÜRKPATENT sistemine yazıp sonuçlara bakmaktan ibaret değildir.
Profesyonel bir marka ön araştırmasında;
1. Marka ibaresi incelenir.
Markanın kelime yapısı, yazılışı ve ayırt edici unsurları değerlendirilir.
2. Benzer markalar araştırılır.
Aynı veya benzer ibarelere sahip önceki başvurular ve tesciller incelenir.
3. Nice sınıfları değerlendirilir.
Markanın hangi mal ve hizmetlerde kullanılacağı belirlenir.
4. Karıştırılma ihtimali analiz edilir.
Sadece isim benzerliği değil, markaların faaliyet alanları da dikkate alınır.
5. Marka stratejisi oluşturulur.
Başvurunun hangi sınıflarda ve hangi kapsamda yapılmasının daha doğru olacağı değerlendirilir.
Rihanna Davası Markasını Tescil Ettirmek İsteyenlere Ne Anlatıyor?
Bu dava, marka sahipleri açısından oldukça önemli bir mesaj veriyor:
“Markayı önce araştır, sonra yatırım yap.”
Bir işletme marka başvurusunu yapmadan önce gerekli araştırmayı gerçekleştirmezse, tescil sürecinde itirazlarla karşılaşabileceği gibi ilerleyen aşamalarda hukuki uyuşmazlıklarla da karşılaşabilir.
Özellikle marka için ciddi reklam ve tanıtım yatırımı yapılacaksa, markanın kullanılmaya başlanmasından önce hukuki açıdan değerlendirilmesi çok daha önemlidir.
Çünkü marka için yapılan reklam, tabela, ambalaj, sosyal medya ve dijital pazarlama yatırımları arttıkça markanın değiştirilmesinin maliyeti de artar.
Marka Tescili Sadece Bir Belge Almak Değildir
Marka tescili çoğu zaman yalnızca başvuru yapıp tescil belgesini almak şeklinde düşünülüyor.
Oysa güçlü bir marka koruması için;
marka seçimi → ön araştırma → sınıf belirleme → başvuru → yayın/itiraz süreci → tescil → tescil sonrası takip
bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Ayrıca tescil sonrasında da markanın piyasadaki benzer başvurulara karşı takip edilmesi önemlidir.
Sonuç: Marka Benzerliği Küçük Bir Detay Değildir
Rihanna ile “RIANNA” arasındaki uyuşmazlık, marka hukukunda küçük görünen farklılıkların her zaman hukuken yeterli olmayabileceğini gösteren dikkat çekici örneklerden biri olarak gündeme geldi.
Bir markanın başarılı olması yalnızca yaratıcı ve akılda kalıcı olmasına bağlı değildir. Markanın hukuken korunabilir olması ve doğru şekilde tescil edilmesi de en az marka isminin kendisi kadar önemlidir.
Bu nedenle yeni bir marka oluştururken ilk adımlardan biri;
“Bu isim güzel mi?” değil,
“Bu isim tescile uygun mu ve başkalarının haklarıyla çakışıyor mu?”
sorusunu sormak olmalıdır.